Ölü Ruhlar Ormanı İnceleme / Jean-Christophe Grangé

Gönderen Konu: Ölü Ruhlar Ormanı İnceleme / Jean-Christophe Grangé  (Okunma sayısı 666 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı MaSaLıM

  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 159
  • Puan 81
  • Cinsiyet: Bayan
    • Bilgi Uzayı

Türkçe Kapak 2010 – Fransızca Kapak 2009

Jean-Christophe Grange’ın son kitabı ‘Ölü Ruhlar Ormanı’ Türkiye’de 2 Haziran 2010′da okuyucu ile 50.000 baskı ile buluştu. Detaylı değerlendirmeyi aşağıdan okuyabilirsiniz.



Hiç ormana gittiniz mi? Yeşillerin arasındaki siyahlığa doğru. Bambaşka bir dünyaya doğru…

Adımınızı atınca başka bir dünyaya girdiğinizi hemen anlarsınız. Önce kulağınıza ritmik bir şekilde, nereden geldiği belli olmayan kuş cıvıltıları gelir. Sonra bu melodik ritmin etkisiyle orman size kucak açar. Bir anne şefkatiyle. Sizde buna karşılık verirsiniz ister istemez. İlerledikçe o kirli, ağır, gürültülü şehrin yapısından uzaklaşırsınız. Kulağınıza ne bir klakson, ne de bir motor sesi gelir. İşittiğiniz sadece içinize huzur veren bir sestir; tabiatın sesi.

Deodorant firmalarının ‘orman kokusu’ diye taklit etmeye çalıştıkları o efsunlu havayı ciğerlerinize çektiğinizde, artık tamamen ormana ait olmuşsunuzdur. En derine inmek istiyorsunuzdur; ormanın kalbine.

Elinizle çalıları-çırpıları aştıktan sonra karşınızda ormanın kalbi vardır. Bu alanda maymunlar ve bitkiler sizinledir. Maymunların uluması ve bitkilerin kıpraşması size bir şeyler anlatmaktadır. Ama siz bunu anlayamıyorsunuzdur. Zira ormanla ‘bir’ olmamışsınızdır. Ormanla ‘tek’ olduğunuzda bunu fark edebileceksinizdir. Birden yağmur yağmaya başlar. Orman, size tek sığınak olmuştur. Ama öylesine yağıyordur ki yağmur, her tarafı sel basacak gibidir. Kısa sürede de bu gerçekleşir. Boğazınıza kadar su yükselir. Tabiat sizi kayıtsızca, bir film gibi izlemektedir. İçinize çektiğiniz artık hava değil; sudur. Nefes alamıyorsunuzdur ta ki uyanana kadar. Önce huzurlu odanıza bakıp, alnınızdaki ter –yağmur- damlalarını yoklarsınız. Şimdi derin bir rahatlama ile tekrar uykunuza dönebilirsiniz. Ama Jeanne Korowa rüya görmüyordu. O zaten hiç rüya görmemişti. Onu boğan yağmurun rengi kırmızı idi; kan kırmızısı…

Jeanne Korowa, ay sonunu zar-zor getiren, rutin bir hayat süren sorgu yargıcıdır. Otuz beş yaşındaydı. Hiç evlenmemişti. Hiç birikimi yoktu. Gelecekle ilgili bir planı da yoktu. Restoranlarda ona ‘‘matmazel’’ yerine ‘‘madam’’ diye hitap etmeye başlamaları canını hayli sıkıyordu. Korowa zor bir yaşam sürüyordu. Depresyon yüzünden hastaneye yatmıştı. Üç hafta uykuda geçen bir süreç… Bu dönem onun hayatında silikti; boşluktu. Psikolojik destek ve haplarla bu boşluğu doldurmaya çalışıyordu ama kara delik hep içindeydi. Öyle ki son zamanlarda Lexomil hapını dahi bütün halde yutmaya başlamıştı.

Korowa, bu hayatında sadece bir şeye aşıktı; aşka. Bu yüzden hep tutarsız ve yetersiz aşk tercihleri olmuştu. En son Thomas isminde bir fotoğrafçı ile birlikteydi. Thomas’ı bir sergi açılışında tanımıştı. Fotoğrafçı ile kısa ve başarısız bir birliktelik yaşamıştı. Aslında Korowa, Thomas’a hala aşıktı –veya saplantılı- fakat Thomas için Korowa çoktan bitmişti. Korowa’nın çocukken dinlediği bir şarkı vardı; ‘‘Vazgeçme ondan / O çok kırılgan / Özgür bir kadın olmak / Çok kolay değil, biliyorsun…’’ İşte bu şarkıdan olsa gerek Korowa, Thomas’ın aramasını dört gözle bekliyor; hala umut taşıyordu. Fakat aramayacaktı… Onun aramamasıyla birlikte melankolinin verdiği ıstırapla Korowa, elinde kalan tek şeye yönelmişti; işine.



Korowa dolaylı bir şekilde iki soruşturmaya dahil olmuştur. Birisi devletler arası kaçakçılık, diğeri de ilginç bir şekilde işlenen cinayetler. Cinayetler bir kanibalizm örneğidir. Yerleri değiştirilmiş kollar ve bacaklar, dışarı çıkarılmış iç organlar ve dağılmış beyinler. Cinayet duvarlarına çizilen garip şekiller; her satırda karmaşık bir hal alan düşey çizgiler. Dalları hiçbir şekilde aynı motifi vermeyen bir dizi ağaç… Vahşice işlenen bu cinayetlerin maktullerinin bir ortak noktası vardı; katil onlara hiç beklemedikleri yerden saldırıyordu.

Korowa’nın büroda ayrıca yürütülen bir ‘kaçakçılık’ işlemine bakarken eline bir gün bu kaçakçılıkla ilgili kişilerin mekanlarına dinleme cihazı yerleştirme fırsatı geçer. Bunu Korowa, başka bir şey için daha kullanacaktır; Thomas’ın özel hayatını deşifre etmek için gittiği psikiyatrinin muayenehanesine de bir ‘masum böcek’ koyduracaktır.

İşte, tam bu noktadan sonra Korowa’nın hayatı ilginç bir şekilde değişir. Psikiyatrinin odasını dinlemek onu hiç aklına gelmeyen bir yere götürecektir; ormana.

Tam bu cangılın ortasında soruşturmayı yürüttüğü yargıç arkadaşı olan François Tanine garip şekilde hayatını kaybetmiştir. Artık Korowa için bu cinayet(ler), hayatının anlamı olmuş ve tüm benliğiyle kendini bu soruşturmaya adamıştır. Tabii bunları yasadışı olarak yapmaktadır zira bu soruşturma onun görevi dahilinde değildir.

Bu noktadan sonra Grange, her zamanki gibi okuyucuyu farklı ülkelere götürüyor. Korowa, ile birlikte önce Nikaragua’dayız. Nikaragua’nın devrim ve darbelerle dolu geçmişi öykü içerisinde anlaşılır bir üslup ile okuyucuya aktarılıyor.

Korowa’yı bu Amerika ülkesine getiren sebep ilginç bir ayrıntıdır. Eduardo Manzarena isimli bir vampirin peşine düşmüştür. Manzarena’ya ‘vampir’ denilmesi bir lakaptır, bunu belirtmekte fayda var.

Kısa bir araştırmadan sonra Manzarena ile beklenmedik bir şekilde karşılaşır. Manzarena, ona cevap vermez. Buradan daGuetalama’ya gitmek zorunda kalacaktır. Antigua’ da (Guetalama’nın tarihi başkenti)aradığı katil hakkında oldukça detaylı bilgilere ulaşacaktır. Fakat katili hala bilmemekte ve ulaşamamıştır. Şimdi onu rüzgarın bu ‘ilkbahar ülkesi’nden sürükleyeceği yer; Arjantin’dir. Grange, yine bu ülkeye ait pek çok tarihi bilgiyi okuyucuya aktarmakta ve kısa bir kolaj sunmaktadır. Korowa ise her şeyin başladığı yer Campo Alegre denilen bölgenin içinde olan Manes ormanlarına gitmektedir. (Manes Ormanları için ‘Manes ormanları’ başlığına bakınız.)

Korowa, Manes Ormanlarına geldiğinde bir şeyi iyi anlayacaktı; Jeanne Korowa tek bir hata yapmıştı. Katili ormanda arıyordu. Oysa orman katilin içindeydi. İnsanın içindeki vahşi çocuk gibi

Son olarak

Genel anlamda ‘Ölü Ruhlar Ormanı’ tipik bir Grange romanı; merak, cinayet, rejim eleştirileri ve daha pek çok şey. Eksik yanları elbette var. Fakat Grange severler için kaçırılmayacak bir kitap. Ayrıca şunu belirtmekte fayda var; Grange okumaya başlayanlar için kitap ilginç, Grange takipçileri için her zamanki dozda algılanacaktır. Ormanın derinliklerinde gerilim dolu bir yolculuğa çıkmak için ‘Ölü Ruhlar Ormanı’ ideal. Ve eğer uslu bir çocuk olursanız belki bir gün katili bile görebilirsiniz.

Manes Ormanı: İspanyolca’da ‘Manes Ormanları’, ‘‘Selva de las Almas’’ şeklindedir. Hatırlanacağı üzerine kitabın orijinal ismi ‘La foret des Manes’ti. Mamafih Manes Ormanlarının uygun çevirisi; -yerlilerinde dediği gibi- ‘Doğmamışlar Ormanı’ uygun düşebilir.

Karakterler

Jeanne Korowa: 35 Yaşında, Polonya asıllı bir babaya ve uyuşturucu müptelası bir anneye sahip. Üvey ablası o küçükken katledilmiş. Bunun etkisinden dolayı yargıç olmuştu; katillerle, eziyet edenlerle hep mücadele edecekti. Fiziksel olarak; gergin yüz hatlarına, çillerle kaplı beyaz bir tene, soluk bir benize, çıkık elmacıkkemiklerine ve yeşil gözlere sahipti. Hep sosyalist olmuştu. Ulusal Yargıçlık Okulu’ndan mezun olduktan sonra Orta Amerika gezisine çıkıyor ve iyi derece Fransızcanın yanı sıra İspanyolca ve İngilizce biliyor. Greyt’s Anatomy izlemeyi seviyor.

Ali Messaoud: Olay yeri incelemenin sorumlusu.

Antonine Feraud: Bir seksen boyunda, çok zayıf birisi. Siyah ve uzun saçlara sahip. Tek tutkusu psikoloji, edebiyat, sanat… kısaca çok yönlü birisi.

Alfonso Palin: Arjantin’in eski amirallerinden.

Bernard Pavois: En az bir doksan boyunda ve yüz yirmi kilolu bir dev. Ellili yaşlarında olan Pavois, katledilen Nelly’nin nam-ı değer sevgilisi.

Beto: Arjantin’in ayaklı turizm acentesi.

Daniel Taieb: De Almeida’yı en iyi tanıyanlardan. Ayrıca tarihi kalıntılar laboratuvarı müdürü.

Eric Hatzel: Nam-ı değer ‘fatura canavarı.’ Kaçak faturalar üzerine uzman.

Emmanuel Aubusson: Korowa’ya yol gösterici bir emekli. Yaşlı adam Korowa’nın akıl hocası, koruyucusu. Tek danıştığı.

Eduardo Manzarena: Managua’nın en önemli özel kan bankasının yöneticisi. Yerlilerin verdiği lakap ‘Managua Vampiri.’ Son zamanlarda hastalıklı kanlarla başı dertte.

Eva Arias: Nikaragua’lı yargıç. Devrim yıllarında bir gerilla, şimdi ise bir yargıçtı. Aynı zamanda bir anne.

Fernando: Campo Alegre civarındaki bir sığır çiftliğinin koruyucusu.

François Taine: Nanterre sorgu yargıcı. Korowa’nın dostu ve platonik sevdalısı. Taine, karısını terk ettikten sonra tam bir ‘vur patlasın-çal oynasın’ hayatı sürmüş, meclis mumlarını hep sabaha doğru söndürmüştü. Zaman geçtikçe kumar borcu artmış ve bu sıkıntı oluşturuyordu. Bunun yanında şık giyinmeye büyük önem gösteriyordu. Parasız bir zengin.

Francesca Tercia: 34 Yaşında, Arjantin kökenli, dalgalı siyah saçlara sahip bir Latin. Plastik sanatlar ve antropoloji alanında uzman.

Helene Garaudy: Bettleheim Enstitüsü otizm uzmanı.

Isabelle Vioti: Güzel sanatlar atölyesine sahip bir tam bir sanat insanı. Ayrıca Tercia’nın bir nevi patronu.

Jorge de Almeida: Manes Ormanı peşinde koşan bir paleoantropolog.

Marion Cantelau: 22 Yaşında, kusursuz bir hemşire. Kilolu olmasına rağmen hayatla barışık birisi, Bettelheim Enstitüsünde görevini layıkıyla yerine getiren hemşire.

Marie: Korowa’nın öldürülen ablası.

Michel Brune: Korowa’nın zamanında kullanmak üzere suçlarını görmezden geldiği, ‘hırsız’ çilingir.

Nelly Barjac: 28 yaşında, sarışın güzel bir bayan. Solgun yüzüne karşılık duru bir güzelliği var. Kilosu en az 95. Başarılı bir tıp eğitimden sonra bir laboratuvarda moleküler genetik üzerine çalışıyor.

Niels Agosto: Manzarena’nın çalışanı.

Patrick Reischenbach: 36 Numara’nın önemli heriflerinden. Zamanla Korowa’nın en yakın yardımcısı.

Pierre Roberge: Belçika asıllı bir rahip. Ormanla bir ilgisi var.

Rosamaria Ibanez: Yaşlı bir arkeolog.

Stephane Reinhardt; Asliye ceza mahkemesinin yedi sorgu yargıcından birisi.

Thomas: İyi bir fotoğrafçı, cimri, egoist ve tembel (Korowa’nın görüzünden.) Her şeye rağmen Korowa’nın (bir zamanlar) sevdiği adam.

Vinicio Pellegrini: Kısa kesilmiş gri saçları ve ince bıyığıyla emekli bir albay. Eski Campo Alegre komutanı.

jcgrange-turkiye.com'dan alıntıdır.

Çevrimdışı MaSaLıM

  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 159
  • Puan 81
  • Cinsiyet: Bayan
    • Bilgi Uzayı
Ynt: Ölü Ruhlar Ormanı İnceleme / Jean-Christophe Grangé
« Yanıtla #1 : 29 Aralık 2012, 23:51:20 »
  • Yayınlama
  • Grange en sevdiğim yazarlardan biridir. Ancak Ölü Ruhlar Ormanı kitabı benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Her zamanki gibi sürükleyici, merak uyandırıcı ama sonu böyle olmamalıydı dedirtti.

    Sosyal ağınızda paylaşarak arakdaşlarınıza duyurun.
     


    Facebook Yorumları